Anal Fissür Nasıl Geçer?

Anal Fissür Nasıl Geçer?

Anal Fissür Rahatsızlığı Nasıl Geçer 

 
Anal fissür rahatsızlığı her yaştan insanda görülebilen bir hastalıktır. Özellikle küçük yaştaki çocuklar arasında yaygındır. Erkek ve kadınlar arasında benzer oranlarda görülmektedir. Anal fissür belirtileri şiddetli ağrı ve kanamayla kendisini belli eden makat çıkışı veya kanalındaki bir çeşit yırtılmadır. Dışkılama esnasında kişiye oldukça ağrılı anlar yaşatmaktadır. Dışkılama dışında ise kişi, makat çıkışı bölgesinde spazmlar hisseder. Anüs bölgesinin yaşadığı herhangi bir travma ile makat yırtığı oluşabilir.
 
Hamilelik esnasında kişinin makat bölgesini zorlaması, anal yoldan yapılan cinsel ilişki, anüs içerisine girmiş yabancı bir cisim veya kronik kabızlık makat yırtığının yani anal fissür hastalığının oluşmasını tetikler. İshal veya kabızlık etkisiyle anal fissür hastalığına yakalandığınız vakit öncelikle kesinlikle uzman proktoloji uzmanını ziyaret etmeniz gerekmektedir. Duruma, koşullara göre tedavisi değişen anal fissür hastalığı için doğru gidişatı öncelikle doktorunuz belirleyecektir. Fakat iyileşme sürecinizi hızlandırmak ve aynı zamanda normal sağlık rutininizi dengede tutabilmek adına birkaç alışkanlığınızı değiştirmekte fayda var. Sadece birkaç alışkanlığınızı değiştirerek iyileşme sürecinizin hızlanacağını biliyor muydunuz?
 

Düzenlenmesi Gereken Alışkanlıklar

 
Su tüketimini arttırmak, sağlıklı bir hayat sürdüren herkesin bildiği bir eylemdir. Sadece anal fissür rahatsızlığına yakalandığınız zaman değil de bu hayatı bu şekilde sürdürebilmek için yapmanız gereken en temel eylemlerdendir. İnsan bedeninin %60’ı sudan oluşmaktadır. Her gün 8 bardak su içmek beden ısısını düzenler, besinlerin kolayca taşınmasını sağlar, bedenin sıvı dengesini sağlar ve sindirim sistemini düzenler. Sulu gıdalar tüketmek ve yeterince su içmek sindirim sisteminin daha kaliteli çalışmasını sağlar. Besin değerlerinin vücut içerisinde dolaşıma girmesi ve minerallerin çözülmesi sindirim sisteminin düzenli çalışmasına bağlıdır. Eğer sindirim sistemimiz iyi çalışırsa kabızlık gibi problemler çekmeyiz. Kronik kabızlığın en temel nedeni susuzluktur. Kişinin günlük aldıkları gıdalar susuzluk gibi durumlarda katılaşırlar. Ve dışkılama esnasında makat bölgesini zedelerler. Yeterince su içmek bağırsak hareketlerini düzenler, günlük alınan yiyeceğin yumuşamasını ve yenilen yiyeceklerin dışarı atılmasını kolaylaştırır. 
 
Lifli Gıdaların tüketimini arttırmanın en büyük nedeni bu besinlerin dışkılama işlemini kolaylaştırması sebebiyle kronik kabızlığı önlemesidir. Lifli besinler tüketen kişilerin bağırsak hareket düzenleri oturur. Lifli besinler dışkıyı yumuşatmanın yanı sıra aynı zamanda dışkıda bir ağırlık yapar ve kişi dışkıyı dışarıya daha çok atma hissiyatında olur. Bu sayede kronik kabızlığın önüne geçilir.
 
Tuvalette uzun süre oturmayı engelleyerek makat bölgesinde oluşabilecek basıncı engellersiniz. Boşaltım yaaprken yoğunluk ve stresten dolayı dalgınlık ise tuvalette uzun zaman geçirmek zorunda kalabiliyoruz. Bu dışkılama esnasında birden fazla eylem yaptığımız zaman kaynaklanıyor. Gazete okumak, telefon veya tablet gibi teknolojik aletlerle oynuyorsak boşaltım esnasında tuvalette geçirdiğimiz süreye dikkat etmemiz gerekmektedir. Bunun sebebi kişi uzun süre tuvalette oturduğu zaman makat bölgesindeki basıncı arttırmaktadır. Eğer makat bölgesindeki yaranın büyümesini istemiyorsanız tuvalette uzun vakit geçirmeyin
 
Oturma banyosu yaparak makat bölgenizde biriken gaz, dışkı ve kirleri atarsınız ve bölgenin hijyenini sağlamış olursunuz. Aynı zamanda bölgede oluşan ağrıyı da azaltan oturma banyosu sonrasında bölgeyi sürtme ve ovma olmadan kurulayınız.
Bu öneriler elbette ki sadece fissür rahatsızlığının iyileşme sürecini hızlandırmaktadır. Müdahale gerektiren konularda ise hastalar genelde hastalığının mahrem bölgede olmasından kaynaklı tedaviyi geciktirecektir. Özellikle hastaların en çok korktuğu mevzu ameliyat ortamı, yaşanılacak acı ve narkoz etkisidir.
 
Fissür tedavisi için birçok yöntem kullanılmaktadır. Ciddi bir cerrahi müdahale gerektiren durumlarda hasta anında günlük hayatına dönemez ve hastanede yatış gerekebilir. Bu yüzden ameliyatsız yöntemler bu hastalar için ideal olacaktır narkozun yan etkileri yüzünden bünyesini korumak isteyen hastaların tercih ettiği bir yöntemdir. Ameliyatsız yöntemler ile yapılan işlemler yalnızca 5 veya 10 dakika gibi kısa bir sürede tamamlanır. Hastanın hiçbir gündelik hayatı kısıtlanmadan tekrar sosyal hayatına dönebilir.
 
 
 
 


Randevu ve Bilgi İçin 7/24 Çağrı Merkezimizi Arayın 444 8 623