Anal Fissür Belirtileri

Anal Fissür Tedavisi

Anal Fissür Nedir?

Makat bölgesinde oluşan olağan dışı bir şekilde oluşan yırtığa, çatlağa anal fissür veya makat çatlağı adı verilmektedir. Dışarıdan gözlemlendiğinde kesik veya çatlamış bir görünümü vardır. Küçük bir kesik olmasına rağmen kişiye özellikle dışkılama esnasında zor anlar yaşatan bir rahatsızlıktır. Bu çatlak kişinin makat bölgesinde orta tarafta görülür. Kadın ve erkekte aynı oranlarda ve her yaş grubunda görülebilir.

Anal Fissür Belirtileri Nelerdir?

Fissür yani makat çatlağının belirtileri aniden belirir. Başlangıç zamanını hasta kişi de anlamayabilir. Genelde ise kişi dışkılama esnasında yaşadığı yoğun ağrı sırasında keşfeder. Sanki bir cam kesiği gibi hissedilen bu ağrıya çoğu zaman kan da eşlik eder. Hasta uyurken, gündelik hayatında makat çevresinde zonklama ve ağrı hisseder. Kanama taze kan halindedir. Tuvalet kâğıdında görülebilen bu kanama dışkının dışındadır.

Makat bölgesindeki deri çok fazla sinir ucu bulundurması sebebiyle çok hassastır. Makatta meydana gelebilecek en küçük bir acı bile hastayı çileden çıkarabilmektedir. Dışkılama esnasında da yaranın veya çatlağın süreli zorlamasıyla ağrılar giderek kendini arttıracaktır. İlk bir aylık dönemdeki yırtıklara erken yani akut anal fissür, daha uzun süreli çatlaklara ise kronik anal fissür denir. İlerlemiş ve tedavisi geciktirilmiş makat çatlakları kronik anal fissür’e dönüşmüştür. Akut süreç ise daha çok ilk 2-3 haftalık zaman diliminde görülen belirtilerdir.

Anal Fissür Neden Olur?

Anal fissür makat bölgesini zorlayacak herhangi bir eylem sonrası oluşabilir. Bu bir kaza, yaralanma olacağı gibi hamilelik, kronik kabızlık veya ters ilişki de olabilir.

Kronik kabızlık veya hamilelik gibi sebeplerde kişi ıkınma yoluyla anal bölgesini zorlar. Dışarıdan bir etki ile bu bölgede çatlamalar oluşur. Bunu önleyebilmek adına kabızlığı önleyebilecek besinler yemeli ve bol bol su içilmelidir. Bu sayede kişinin gaita’sı (dışkı) yumuşayacak ve makat bölgesi zorlanmadan dışarı atılacaktır.

Aynı zamanda mümkün olduğunca ters ilişkiden kaçınılmalıdır. Kişinin ters ilişki sonrasında anal bölgesi gereğinden fazla zorlanır. Sürtünmenin getirdiği tahriş zaman geçtikten sonra anal fissür olarak kendini göstermeye başlar. 1-2 hafta sonra kendi kendine iyileşmeye başlar. İkinci hafta geçtikten sonra şikayetler hala devam ediyorsa kesinlikle altta yatan başka sebeplere bakılması gerekir. Bunlar kabızlık, ishal veya crohn hastalığı gibi nedenlere bağlı olabilir.

Anal Fissür Önlemek İçin Ne Yapmalı?

Bol bol egzersiz yaparak vücudu dinç tutmak, sağlıklı beslenmek ve makat bölgesi bakımına özen göstermek çok önemlidir. Sağlıklı beslenerek kronik kabızlık önlenebilir aynı zamanda bol sıvı tüketimi ile birlikte dışkı yumuşaklaşır. Spor ile kişinin bağışıklık sistemi güçlenir ve kişi hastalıklara karşı dirençli olur.

Anal Fissür Tedavisi

Öncelikle anal fissür rahatsızlığına yakalanan kişi kesinlikle uzman bir doktora görünmeli ve doğru tanının konulması gerekmektedir. Hastanın akut donemde mi yoksa kronik dönemde mi olduğunu anlamak çok önemli bir noktadır. Uzman bir doktorun kontrolüyle birlikte hastaya doğru tanı konur. Ardından doğru tedavi şekilleri araştırılmalıdır. Akut döneme nazaran tedavi yöntemleri daha ağır olabilmektedir. . İlaçla veya daha basit yöntemlerle iyileşemeyecek bir evredir. Hastanın gündelik hayatı aksamaya başlar. Anal fissür tedavisinde cerrahi müdahaleler oldukça zahmetli ve yan etkileri fazla olan bir seçenektir. Özellikle ameliyat ve benzeri bir operasyondan çekinen hastalar sürekli tedavilerini erteleyerek anal fissür hastalıklarını ilerletirler. Hastaların makat bölgesi rahatsızlıklarına karşı gerçekleştirilen tedavi yöntemlerine mesafeli olmaları durumunda alternatif yöntemleri araştırabilirler. Ameliyattan korkan ve anında iyileşmek isteyen hastalar için ameliyatsız tedavi yöntemleri bulunmaktadır.

Ameliyatsız Lazer Yöntemi Hastaya Sunduğu Avantajlar

  • Ameliyatsız lazer yöntemini seçen hastalar öncelikle cerrahi operasyonların yan etkileriyle karşılaşmazlar.
  • 10 dakika içerisinde sona eren tedavi yöntemi ile hasta sağlığına kavuşur.
  • Hasta müdahale esnasında herhangi bir ağrı hissetmez. Ağrı çok az düzeydedir.
  • Narkoza gerek kalmadan sadece lokal anestezi yöntemiyle hasta bilincini kaybetmez.
  • Dikiş veya kesik olmadığı için pansumana ihtiyaç yoktur.
  • Hasta anında ayağa kalkabilir ve gündelik hayatına geri dönebilir.
  • Hasta muayeneye geldiği an tedavisini gerçekleştirebilir.
  • Tedaviye gelmeden önce herhangi bir hazırlık yapmasına gerek yoktur.
  • Ameliyat sonrasında bazen doku kaybından dolayı hastalarda gaz ve dışkı tutamama gibi rahatsızlıklar görülmektedir. Lazer yöntemi esnasında bu tarz rahatsızlıklar görülmez.
Randevu ve Bilgi İçin 7/24 Çağrı Merkezimizi Arayın 444 8 623